1. Ana Sayfa
  2. Kimdir
  3. Perihan İNCİ ile Röportaj Yaptık
reaksiyion-alkis

Perihan İNCİ ile Röportaj Yaptık

Perihan İNCİ ile Röportaj Yaptık

P erihan İnci Kimdir? 

Galatasaray Lisesi’nden 1982 yılında mezun olmuş, İ.Ü. Felsefe bölümünü 1986 yılında bitirmiştir. 2007 yılında Harvard Business School Advanced Management Programını (AMP) tamamlamıştır.

2013-2016 yılları arasında ağırlıklı olarak otomotiv yan sanayinde faaliyet gösteren İnci Holding’de, Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmıştır. Halen Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev almaktadır. Eş zamanlı olarak İnci Holding grup şirketi Maxion-Jantaş’ta Yönetim Kurulu Üyesi ve kurucusu olduğu PBA İç ve Dış Yatırım A.Ş Yönetim Kurulu Başkanıdır.

1996-2013 yılları arasında, İnci Holding şirketlerinde Yönetim Kurulu Üyeliği ve başkanlıkları yapmıştır.

Bu görevlerine eş zamanlı olarak 2001 – 2008 yılları arasında kurucu ortağı olduğu Antalya merkezli Step Tekstil Dış Ticaret ve Danışmanlık Şirketinin genel müdürlüğünü sürdürmüştür.

1987-2000 yılları arasında Antalya merkezli,tekstil sektöründe faaliyet gösteren Anteks A.Ş.’de yönetici olarak görev yapmış, 2000 yılı “Dünya Gazetesi Antalya ili Yılın Başarılı İş Kadını” ödülünü almıştır.

1999-2010 yılları arasında Belçika’nın Antalya Fahri Konsolosluk görevini yürüten Perihan İnci, 2010 yılında Belçika Krallığı tarafından “Chevalier de l’Ordre de la Couronne” nişanına layık görülmüştür.

2005-2008 yılları arasında İnci Ailesi Meclis Başkanlığı yapmıştır. İnci Ailesi Anayasası, bu dönemde tamamlanmıştır. Halen İnci Aile Meclisi yürütme organı olan İnci Aile Konseyi üyesidir.

Yurt içi ve yurt dışındaki etkinliklerde, üniversitelerde Liderlik, Kadın Yönetici Olmak, Girişimcilik, Aile Şirketlerinin Kurumsallaşması konularında sunumlar yapan İnci, 2015 yılı Eylül ayında ‘Women To Watch’ Marka Lideri ödülü, 2017 Mart ayında ise ‘Turk of America’ Otomotiv Sektöründe Mükemmellik jüri özel ödülü almıştır.

Mentörlük programlarına ve girişim projelerine destek veren Perihan İnci aynı zamanda “Melek Yatırımcı” belgesi sahibidir.

TAYSAD Başkan Yardımcısı görevinin yanısıra TÜSİAD, TKYD, TAİDER ve  Women Corporate Directors (WCD) derneklerinde aktif üyeliği bulunmaktadır.

DEİK Japonya ve Meksika Yürütme Kurullarında Üyedir.

İzmir’in tarihi güzelliği Kemeraltı’nı korumayı ve canlandırmayı amaçlayan TARKEM’de Yönetim Kurulu Üyesidir.

Bir kız ve bir erkek çocuk annesi Perihan İnci, İngilizce ve Fransızca bilmektedir.

Sn. İnci’yi biraz tanıdıktan sonra röpotajımıza geçelim.

 

1)Yurtdışı ve yurtiçi etkinliklerde özellikle kadın girişimcilere liderlik ve iş dünyasıyla ilgili sunumlar yaptığınız biliniyor. Maalesef ülkemizde kadın girişimci sayısı çok az bu sayı nasıl artırılabilir ve genç girişimcilere tavsiyeleriniz nelerdir?  

Kadınların, tüm sektörlerde ve her düzeyde, ekonomik yaşamın içinde yer alabilmelerini sağlamak amacıyla kadınların güçlenmesini hedefleyen, özel sektörün küresel en önemli girişimlerinden biri olan Kadının Güçlenmesi Prensiplerini (Women’s Empowerment Principles – WEPs) İnci Holding olarak 2016 yılında imzaladık. Kadının Güçlenmesi Prensipleri ile toplumsal cinsiyet eşitliğini ilerletecek şirket politikaları oluşturmaya yönelik ilkelerde taahhütlerimiz bulunuyor. Tüm İnsan Kaynakları süreç ve uygulamalarımızda “fırsat eşitliğine önem vererek, farklılıklara ve etik değerlere saygılı olmak” prensibi ile çalışmaya özen gösteriyoruz. Otomotiv yan sanayi sektörü ağırlıklı çalışıyor olmamıza rağmen her sene kadın çalışanın istihdamını arttırmaya yönelik pozitif ayrımcılık yapıyoruz. Kadınların iş hayatına çeşitli sebepler ile ara vermelerinin arkasından tekrardan işe geri dönmeleri için sosyal sorumluluk projeleri yürütüyoruz. Yönetim kademelerinde artık daha fazla kadın görmeye başlıyoruz. İnci Holding’ te toplam çalışan sayımız içinde kadın yönetici oranımız yüzde 20, Yönetim Kurulu’muzun kadın oranı ise yüzde 50’dir.

Kadın girişimcilik ise sadece ülkemiz de değil global anlamda bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin Avrupa’da, nüfusun yüzde 52’si kadın olmasına rağmen; kendi işletmesinde çalışanların yüzde 34,4’ü ve start-up girişimcilerin ise sadece yüzde 30’u kadındır. Bu nedenle genel anlamda kadın girişimcilerin desteklenmesi gerektiğine inanıyor, bu konudaki çalışmaları destekliyorum. Kadın girişimcilerin iş hayatında daha fazla kendini hissettirmesi ve kadın istihdamın ülke geneli içinde payının büyümesini sağlamak adına Türkiye’de Kosgeb’lerin kendi işini yapmak isteyen kadınlara hibe ve teşvik sağladığını mutlulukla takip ediyorum. Bunun yanı sıra KGF (Kredi Garanti Fonu) Kadın Girişimci Destekleri de kadın girişimciler için birçok avantajı beraberinde getiriyor.

Kadınların iş hayatında yaşamak zorunda kaldıkları zorluklar hepimizin malumu. Kadınların sadece anne ve eş olarak görülerek, ev kadınlığı rolünün biçilmesi gerek ülkemizde gerekse dünyanın pek çok yerinde yaygın bir tutum. Ancak son yıllarda tüm bu basmakalıp tutumlara rağmen, özellikle Avrupa’da artan iş gücü ihtiyacını karşılaması amacıyla da olsa kadınların iş hayatına girişinin  daha fazla desteklendiğini gözlemliyoruz. Bu bağlamda ülkemiz özelinde birçok fırsat ve avantajın sunulduğu kadın girişimci adaylarına en önemli tavsiyem sahip oldukları eğitim ve becerilerinin farkında olarak girişim alanlarını belirlemeleridir. Kadınların yapabilecekleri işlerde bir sınır olduğunu düşünmüyorum. Sadece sahip olduğumuz değerleri geliştirmemiz daha kolaydır ve bizi daha hızlı sonuca götürür.

Eğer kendi işinizi yapmaya karar verdiyseniz finansal okur yazarlık son derece önemli, işi başarıya götürmenin en önemli anahtarı olduğuna inanıyorum. Bunun yanı sıra teknolojiyle barışık olmaları gerekiyor. İş yaşamında hızla yaygınlaşan dijitalleşme ve getirdiği imkanlar, sadece sanayi kuruluşlarının değil girişimcilerin de hayatına girmiş durumda. Dolayısıyla tüm girişimci adayları yapacakları işle ilgili tüm teknolojik gelişmeleri ajandalarının üst satırına yazmalılar. Zamansız ve mekansız çok çalışmaya hazır olmak başka bir önemli konu. Sınırlı kaynağınız varsa, gerekenden fazla iş yükünü taşımak durumundasınız ve başarı çalışmayla geliyor. Problem çözme ve yaratıcılığı geliştirmek girişimcilerin kendilerini geliştirmeleri gereken alanlar.

 

2)Daha çok erkeklerin ilgisini çeken (jant, akü, vb.) ürünler üretiyorsunuz. Bu sektöre olan ilginiz nereden gelmekte? Neden bu sektör? 

Babamızdan açtığı bu yolda öğrendiklerimizi cebimize koyduk ve bize bıraktığı bu değerli mirasla dümeni devraldık. Dümeni devraldığınızda ise cinsiyetinizin değil, başarılarınızın, liderliğinizin ve doğru kararlarınızın konuşulması gerekiyor. Birçok iş sahibinde erkek çocuk yoksa işinin devam edemeyeceği, kız çocuklarının işlerini devralamayacağı görüşü yaygındır. Bu nedenle de nice 25-30 yıllık, büyük emekler harcanarak var edilmiş, ekonomimize katma değer yaratan şirketler yok olup gidiyor. Oysa İnci Holding bu görüşün aksini kanıtlayan bir örnektir. Bizler tabiri caizse “kadın başımıza” akü ve jant üretiyoruz, ezberleri bozuyoruz ve bununla gurur duyuyoruz! Ancak şunu da belirtmem gerek, iş yaşamıma aile işimizden önce tekstil sektöründe başladım. Hayatımın bir döneminde kendi kurduğum tekstil şirketini sürdürürken, bir yandan da aile işlerimizde yöneticilik yaptım.

 

3)İnci holding olarak üniversiteli gençlerle staj, ar- ge, inovasyon alanlarında işbirliği halinde misiniz?

Üniversiteler bir ülkenin bilgi üretimi fabrikalarıdır. Üniversitelerin sanayi alanlarında oluşturdukları platformları oldukça etkin buluyoruz. İnci Holding olarak bu platformlara katkıda bulunmak için iş birliği yapıyoruz. Özellikle Kariyer Günleri, üniversitelerin klüp etkinlikleri katılımları konusunda çok aktif olmaya özen gösteriyoruz. Genç yetenekler ile buluşmak için fırsatlar yakalamaya çalışıyoruz. Genç yetenekleri şirketimize katmak ve onları hızla geliştirmek adına yürüttüğümüz Genç İnciler ve Üniversitelerin İncileri gibi projelerimizde mevcut.  Üniversite-sanayi iş birliğini Holding olarak destekliyoruz. Bu kapsamda İnci GS Yuasa olarak Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından desteklenen Sanayi Tezleri Programı’na (SANTEZ) 2010 yılında dâhil olduk. Özellikle SANTEZ projeleri ile üniversitelerin mevcut kurulu alt yapısını kullanmakla beraber, teoriyi pratiğe dönüştürmede üniversitelerin bilgi birikiminden de etkin olarak yararlanıyoruz.  Bu kapsamda ilk SANTEZ projesini 2010 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi ile başlattı. İnci GS Yuasa bugüne kadar 5 SANTEZ projesini başarı ile tamamladı. 2003 yılından beri 22 projesi TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB)

tarafından desteklenen İnci GS Yuasa, AB 7. Çerçeve Programları kapsamında konsorsiyum üyesi olarak bir projede yer aldı. Bununla beraber ulusal ve uluslararası arenada, birçok yeni ürün ve iyileştirme projeleri ile farklı platformlarda aktif olarak görev alıyor.

Staj konusunda uzun yıllardır İnci Vakıf ve Maxion Gönülden İşler ekibi işbirliği ile “Öğrenci Geliştirme ve Destekleme Proje”miz devam ediyor. Katkı Bursu kapsamında, MOSTEM okulundan seçilen 15 öğrenciye burs / eğitim / staj / mentoring desteği vererek, geleceklerini şekillendirmede destek olmayı amaçlıyoruz.

 

4)İnci Akü’nün tam biz üniversite öğrencilerini ilgilendiren ‘Üniversitelerin İncileri’ adında bir projesi var. Bu projeden biraz bahsedebilir misiniz? 

İnci Holding olarak, gençlere yönelik uyguladığımız projelere ek olarak İnci Akü de henüz mezun olmadan kariyer eğitimi amaçlayan gençlere yönelik “Üniversitelerin İncileri” projesini hayata geçirdik. Üniversitelerin İncileri projesiyle İnci Akü, üniversite öğrencileri ile bir yandan uzun vadeli, kalıcı ve değer yüklü ilişkiler kurarak marka sadakati ve marka bilinci yaratmayı hedefliyoruz. Ayrıca okul dönemindeki gençlerin iş dünyasını tanımalarına da destek oluyoruz. 2010 yılında Türkiye’nin değişik üniversiteleriyle bağlantıya geçilerek başlatılan projemizde, Üniversitelerin İncileri İzmir’de düzenlenen eğitim kampına katılıyor ve üst düzey yöneticilerden mentorlükkoçluk desteği almalarını sağlıyoruz.

 

5)Şu an otomotiv sektöründe elektrik enerjisine geçiliyor ve hali hazırda çalışmalara başlanan bir yerli araba projemiz var bu projeyle ilgili sektörün içinden biri olarak neler düşünüyorsunuz?

Türkiye için önemli bir kazanç olacağına inanıyorum. Tedarik sanayi için ciddi kazanımlar elde edilebilir. Şu ana kadar kamuoyu ile paylaşılan çok fazla bilgi mevcut değil. Bu nedenle, konu hakkında çok fazla yorum yapmak doğru olmayacaktır. Ancak, kurumsal bir yapıda ve özel sektör mantığıyla yönetilmesi durumunda kesinlikle başarıya ulaşacaktır. Üretmek kadar pazarlama ile ilgili planlamanın baştan yapılması, hangi segmentte, hangi satış fiyatlarıyla pazarda yer alacağı gibi konuların belirlenmesi büyük önem taşıyor. Üretilecek arabaya uygun altyapımız mevcut mu? gibi sorunları göz ardı etmemek gerek. Örneğin; otonom olması planlanacaksa bizim yollarımızın altyapısı nasıl düzenlenecek?

Ancak, irade mevcutsa her soruna çözüm bulunarak ilerlenecektir mutlaka. Konsorsiyum ortaklarının her biri kendi alanlarında uzman ve Türkiye’nin öncü şirketleri. Bu nedenle, sonucun iyi olacağına inanıyorum.

 

6)Bu sıralar bi hayli konuşulan Endüstri 4.0 için TÜSİAD Sanayi Dijital Dönüşüm Başkanı olarak ülkemizin düzeyi nerede görüyorsunuz ve bu değişime nasıl ayak uydurabiliriz?

Türkiye sanayi 4.0 sürecinin (dijital dönüşümün) neresinde? 19 Aralık 2017 tarihinde kamuoyuyla paylaştığımız, içerik ortaklığını BCG ile gerçekleştirdiğimiz “Türkiye’nin Sanayide Dijital Dönüşüm Yetkinliği” raporunda bu sorunun yanıtlarını ortaya koymaya çalıştık. Sayısı 200’ü aşan teknoloji kullanıcısı ve tedarikçisi şirketlerle gerçekleştirdiğimiz anket çalışması neticesinde; – Şirketlerin büyük çoğunluğunun sanayide dijital dönüşüm konusunda bilgi ve ilgi seviyelerinin yüksek olduğunu, fakat dönüşüme hazır olduğunu düşünen şirket sayısının görece daha az olduğunu, – Türkiye’de sanayi şirketlerinin dijital dönüşüm uygulama alanlarında henüz pilot proje gerçekleştirme seviyesinde (44/100) olduklarını, – Türkiye’de şirketlerin özellikle strateji, yönetişim ve dijital dönüşüm için yol haritası oluşturma gibi hususlardaki yetkinliklerinin düşük olduğunu, – Sanayide dijital dönüşüm yolculuğunda karşılaşılan engeller açısından gelişmiş ülkelerden farklı olarak Türkiye’de şirketlerin yatırım öncesi ve planlama döneminde olduklarını ve – Türkiye’de teknolojinin arz ve talebi arasında bir kopukluk olduğunu (teknoloji kullanıcısı şirketler yerli tedarikçilerin olmadığını/bulunamadığını düşünürken teknoloji tedarikçisi şirketler talep düşüklüğünü önemli bir kısıt olarak göstermektedir) saptadık.

Türkiye’nin teknoloji üreten bir ülke olması için başka neler yapılmalı? Süreç nasıl desteklenmeli? Türkiye’nin sanayide dijital dönüşümün başarıyla gerçekleştirebilmesinin ancak tüm paydaşların aktif olarak rol oynayabileceği, sürdürülebilir bir ekosistemi sağlayabilecek  bir sanayide dijital dönüşüm seferberliği ile mümkün olabileceğini düşünüyoruz. Bu noktada özel sektör yanı sıra kamu ve özel sektör-kamu ve akademi arasında oluşturulacak iş birliklerine büyük görev ve sorumluluklar düşüyor.  Daha spesifik olmak gerekirse, Türkiye’de öncelikli olarak şirketlerin strateji ve yönetişim yetkinliklerinin geliştirilmesi ve hem özel sektör hem de kamu tarafından yapılan yatırımların belirlenen stratejik hedeflere göre önceliklendirilmesi gerekli.

Teknoloji kullanıcısı şirketlerin stratejik yatırımlar konusunda yetkinliklerinin artırıldığı, teknoloji uygulayıcılarının sanayide dijital dönüşüm yolculuğundaki ihtiyaçlarına yönelik (örneğin: nitelikli çalışan ihtiyacı, veri güvenliği, bağlantı standartları ve ağ altyapısı) önlemlerin alındığı, şirketler ile yerli ve yabancı tedarikçiler arasında köprü kuran yapıların oluşturulduğu bir ekosistemin kurulmasının son derece önemli.  Teknoloji kullanımında standartların oturtulması; yeni teknolojiler için tedarik ekosisteminin oluşturulması, dijital teknolojileri en doğru şekilde entegre eden şirket sayısının artırılması ve dijital teknolojileri kullanan yenilikçi fabrikalar ve üretim süreçlerinin benimsenmesi gerekli. Ülkemizde sanayide dijital teknoloji yetkinliğimizin öncelikle belirlenmesi; hangi teknolojilerde rekabet gücümüzün yüksek olduğunun analiz edilmesi; yeni ya da geliştirilmiş modeller için kaldıraç etkisine sahip alanların belirlenmesi bizim elzem gördüğümüz konular arasında yer alıyor.

 

7)Eğitim hayatında nasıl bir öğrenciydiniz? Gençlerin eğitim hayatı boyunca, hedefleri ve ilerde ki kariyerleri için ne yapması gerekir?

Lise hayatım boyunca vasat bir öğrenci oldum. Notlarım için çok dertlendiğim söylenemez. Ancak çok kitap okurdum. Düz lisenin 6 senede tamamlandığı yıllarda Galatasaray lisesinde eğitim 8 seneydi. Okulun oldukça zor fiziki şartları altında daimi yatılı olarak tamamladım eğitimimi. Aileden ayrı, kendi başına ayakta durmayı, yakınmadan yardım beklemeden başımın çaresine bakmayı o yıllarda öğrendim. Bana ömür boyu destek olacak kardeşler kadar yakın arkadaşlıkları o yıllarda edindim.    Üniversitede ise tercih ettiğim ve severek okuduğum Felsefe eğitimimi keyifle ve yüksek not ortalamasıyla tamamladım.  Okuduğunuz okullar hayata bakışınızı ve yaşam tarzınızı belirler. Bu yıllarda dost toplayın bolca. Notlara gereği kadar önem verin, sosyal hayatı es geçmeyin. Çevrenizi ve içinde bulunduğunuz ortamı zaman zaman sorgulayın. Başkalarının seçeneğini değil kendi seçeneklerinizin sonuçlarını yaşayın, deneyimleriniz kendi istediğiniz için yaşadığınız deneyimler olsun. Mutlaka 2. Bir dil öğrenin. Kendinize seyahat imkanı yaratın. Seçtiğiniz yolda size yardımcı olacak ek beceriler edinin, kurslara gidin. Emin olun yaşamınızda bir daha bu kadar bol vaktiniz olmayacak.

 

8)Yoğun iş temposunda ailenize ve kendinize zaman ayırabiliyor musunuz?

İşte başarılı olabilmek için sevdiklerinize, hobilerinize ve kendinize mutlaka zaman ayırmanız gerekiyor. Çocuklarım artık birer yetişkin ve bana bağımlı değiller.bu da kendime daha fazla zaman ayırabilmeyi olanaklı kılıyor. İş ve özel yaşam dengesini iyi bir zaman yönetimi ve planlamayla korumaya çalışıyorum. Özel yaşamıma, sevdiklerime ve özel ilgi alanlarıma yeterli zaman ayırmak iş yaşantımdaki verimimi olumlu etkiliyor. Ayrıca genç yaşlarda farklı alanlara ilginizi geliştirmez ve tüm hayatınız işiniz olursa, ileri yaşlarda, emekli olduğunuzda sudan çıkmış balığa dönmeniz çok mümkün. Ben seyahat etmeyi seviyorum. Ayrıca resim yapmak fırsat yaratmaya çalışıyorum. İyi bir stres yönetimi ancak deşarj olmaya yeterli zaman ayırmak ile mümkün. Planlama olmadığı takdirde özel yaşam diye bir şey kalmıyor. Gelişen teknoloji ile 24 saat ulaşılabilir olmanın avantajları kadar dezavantajlarını da yaşıyoruz.

Sayın Perihan İnci’ye mühendisol.com’a göstermiş olduğu ilgi ve röportajından dolayı çok teşekkür ederiz..

Yorum Yap

Yorum Yap